Hoşgeldiniz  

Soner CAN – Sana Söyleyemediğim (Kitap)

akhisarliyiz | 14 Mayıs 2020 | Eğitim, Haberler, Kültür Sanat, Tüm Manşetler, Yerel Haberler


akhisarliyiz
akhisarlicom@gmail.com

Eğitim yöneticisi Soner Can söyleyemediklerini kitaba aktardı. Sana Söyleyemediğim kitabı ile yazın hayatına giren Can, hayatın içindeki umutları, sevinçleri, duygulanışları paylaşıyor bizlerle.

Soner Can kimdir ?

1981 yılında Denizli’nin Çameli ilçesine bağlı Kolak Köyü’nde doğan Can, ilkokulu köyde okudu. 2002 yılında Marmara Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği bölümünden mezun olup aynı yıl öğretmenliğe başladı. Yurdun değişik yerlerinde öğretmenlik ve yöneticilik yaptı. Halen bir kurumda eğitim yöneticiliği yapmakta olan Can, evli ve iki çocuk babası.

Can, Sana Söyleyemediğim kitabı ile ilgili olarak, ”Hayatın içindeki umutlar, sevinçler, duygulanışlar var içinde. Özlediğimiz şeyler: doğduğumuz köy, küstüğümüz dağ, ilk okuduğumuz okul, ilk yağan kar… Hep birbirine benzeyen hayatımızdaki ufak tefek şeyler.” ifadelerini kullandı.

Soner CAN’ın Sana Söyleyemediğim kitabı kitapyurdu.com adresinden sipariş edilebiliyor.

Soner CAN – Sana Söyleyemediğim

Evlerin camlarına vuran kızıl akşam güneşi alır götürür beni. O zaman anlarım hem üşüdüğüm hem sevdiğim bir yer var içimde. Belki göl kenarında sazların içinde bir yer…Belki dağ başında bir kaya kovuğu…

Fakat bu değil sana söylemek isteğim.

Küçükken evimizin önünde bir yaban inciri vardı. Sabahın erken saatlerinde kanatları beyaz çizgili birçok kuş konardı o yaban incirine. Ve sabahın nahif sessizliğini cıvıltıya boğarlardı. O kuşların ardıç kuşları olduğunu çok sonraları öğrendim…

Fakat bu değil sana söylemek istediğim.

On beş yaşıma kadar hiç deniz görmemiştim ben. Yine de kendi içimde yüzdürdüğüm gemilerim vardı. Sonra bir gün deniz kıyısında bir şehre taşındım. Denizi görünce ürktüm önce… Sonra sevmeye başladım. Tuhaftır; ben sevdikçe suları, gemilerim batmaya başladı iyiden iyiye…

Fakat bu değil sana söylemek istediğim.

Bazen merak ediyorum. Acaba ben olmasaydım yine bu kadar yüksekte olur muydu gökyüzü? Ben gibi gökyüzünde bir yerlerde kaybolup gitmek isteyen birileri olur muydu? Benim kahverengi montum kimin olurdu o zaman? Kahverengi ayakkabılarımı giyen, benim yürüdüğüm gibi sessizce ve umutla yürüyebilir miydi kalabalıklar arasında? Ben olmasaydım bu saçma sapan yazı da olmazdı o zaman. Ve sen bu yazı yerine daha faydalı bir şeyler okuyor olurdun belki…

Fakat bu değil sana söylemek istediğim.

Bu yazıyı penceremin kenarında yazıyorum şimdi. Bahçedeki salkım söğüdün dalları salınıp duruyor rüzgârda. İki kuş -belki karga, belki martı- uçup gidiyorlar üzerimden. İki küçük noktaya dönüşüyorlar en sonunda…

Evet.

Bunlar değil sana asıl söylemek istediğim.

İçimde dolan fakat taşamayan bir şey…

Kışın ısıtan yazın üşüten bir şey…

Bazen filizlenen, bazen kopan kanayan bir şey…

Hem donan hem eriyen bir şey…

Bazen sızan bazen coşan bir şey…

Sana asıl söylemek istediğim…

……………………………….

Nasıl desem bilmem ki. Neyse, boş ver…

Bak nasıl da akıp gidiyor her şey….

Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

Akhisarlı yazar Adem Göksügür’den İsrafil’in Nefesi

DOLAR 7,2745
EURO 8,5513
BIST 1,1734
ALTIN 449,87
HAVA DURUMU


Yükleniyor...

EN SON HABERLER

© 2020 Akhisarlıyız Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.